TÜRK VİTRAY TARİHİ
Anadolu
uygarlıklarından elde edilen cam işçiliğinin
en seçkin örnekleri günümüzde "cam"ın tarihi
gelişimi konusuna ışık tutmaktadır. Çeşitli
model ve formlarda vitray, Selçuklular
döneminde geliştirilmiştir. Osmanlı
İmparatorluğu döneminde İstanbul'un fethiyle
camcılığın merkezi bu kent olmuştur. Çeşm-i
bülbül, Beykoz işi bu dönemden günümüze
ulaşabilen tekniklerden bazılarıdır.
Anadolu'da camın
ilk kez gözboncuğu olarak üretimi
İzmir-Görece köyündeki ustalar tarafından
gerçekleştirilmiştir. Anadolu'nun her
tarafında temelinde nazar inancı olan cam
boncukları görmek mümkündür. Nazarlık
yoluyla canlı veya nesneye yönelen
bakışların dikkatinin başka bir nesneye
yöneleceğine inanılır. Bu nedenle nazar
boncuğundan yapılan nazarlıklar canlının
veya nesnenin görünen bir yerine takılır...
VİTRAY TARİHİ
Camın tarihi çok eski devirlere uzanır.
Arkeologların yaptıkları kazılarda Neolitik
çağlara ait cam veya cama benzer maddelerden
yapılmış süs eşyaları bulunmuştur. Fakat
camın ilk önce nerede ve kimler tarafından
yapıldığı ortaya konulamamıştır.
"I. yüzyılda
Plinynin hikayesine göre cam Fenikeli
tacirler tarafından bulunduğu
söylenmektedir. Suriyedeki Caraıelus
Tepeleri arasında, bataklık bir bölge
vardır. O zamanlar Belus Nehri bu
bataklıktan başlayarak Ptolemars eyaletine
yakın bir yerde
denize dökülür.
Tacirler
Belus kıyılarına taşıdıkları nötron (Soda
karbonatı) yükleriyle kamp kurarlar ve kamp
ateşinin üzerine koydukları yemek kaplarını
nötron bloklarla ateşin üstünde tutarlar.
Ertesi gün uyandıklarında çok şaşırırlar.
Ateş nötron ve kumu eriterek o ana kadar
görmedikleri camı oluşturmuştur.
Bununla
birlikte bulunan en eski cam parçaları bu
buluştan birkaç yy. öncesine aittir.
Mısırlıların üfleyerek cam eşyaları bulma
yönteminden sonra gelişmiş ve yayılmıştır.
Üzerinde tarihi yazılı en eski cam M.Ö
1551-1527 yıllarında yaşayan Firavun Amen
Hatepe ait bir boncuktur. Bu da Mısırlıların
teknik yönden ne kadar ileri olduklarına
işaret etmektedir.
Arkeologların yaptıkları kazılarda sığınmak
amacıyla kullanılan yapılara rastlanmıştır.
Bu sığınaklarda ışığı ve havayı alabilmek
için delikler açmışlar ve günlük ve
mevsimlik hava değişimleri yüzünden tamamen
yada kısmen bu delikleri çeşitli gereçlerle
örtmeye çalıştıkları görülmüş, bunun içinde
taş, alçı, ahşap ve madenden parmaklık ve
kafesler, yine ahşap,maden, deri, kumaş vb.
malzemelerden kapak ve panjurlar yapmışlar
böylelikle yağmur, kar, rüzgar, toz, duman,
sıcak,, soğuk, hayvan ve böceklerden
korunmuşlardır.
İlerleyen zamanla birlikte estetik duygusuna
sahip kişiler çeşitli geometrik şekiller
kullanarak, değişik örneklerle, motiflerle,
materyallerini geliştirerek düzenlemeye
başlamışlardır. Saray ve köşklerde değerli
ve aynı zamanda ışık geçiren taşlar
kullanılmıştır (elmas, zümrüt, vb.). Böylece
vitray ortaya çıkmış, ilkel ve öncül
örneklerde doğmuş oldu.
1260 yıllarında yeni bir
dönem başladı. Bu tarihte vitray çok canlı
ancak ışığı daha az geçiren renklerden
yapılıyordu. Osmanlı Devleti de yapılarında
Cam süsleme sanatını kullanmıştır. Cami,
konak, saray, türbelerde vs. Rastlamak
mümkündür. Özellikle bu yapıların
tepelerinde görülen camlarda birleştirici
madde olarak alçı kullanılmıştır. Topkapı
Sarayı, Şehzade Türbesi, Süleymaniye Camii,
Yeni Cami bunlara örnek olarak
gösterilebilir.